Egosuz Bir Dünya Düşü

Gönül Nuhoğlu’nun “Beetopia Chapter II” adlı sergisi, 23 Kasım’a dek Collect Gallery’de ziyaret edilebiliyor. Nuhoğlu, sergide yer alan enstalasyon, heykel, fotoğraf ve video çalışmalarıyla baskıcı iktidar yapılarına yeni panzehirler bulmanın ve doğayı kendi simbiyozuyla iç içe kavrama ihtiyacının altını çiziyor. Nuhoğlu ile sanat üretimi, yeni sergisi ve gelecek projeleri üzerine sohbet ettik.


Yazar: Disonans


“Beetopia Chapter II” adlı serginiz kapsamında baskıcı iktidar yapılarına yeni panzehirler bulmanın yollarını arıyorsunuz. Bu arayış nerden başladı? Sergiye nasıl evrildi?


Bu arayışın izlerini geçmiş sergilerimde de görmek mümkün. 2009’da Sirkeci Tren İstasyonu’nda gerçekleştirdiğim “Dünyayı aylaklık kurtaracak, bir gün işe gitmemekle başlayacak her şey”, yine 2010’da Sofya’da gerçekleştirdiğim “Dokunmazsanız aslında hiç de zararlı değiller” ve 2015’te Venedik’te evvelki yıl da Contemporary Istanbul’da sergilediğim “The Ship of Fools” farklı anlatımlarla ama aynı noktadan yola çıktı.


Eş zamanlı olarak Venedik ve İstanbul’da süregelen “Beetopia” serisinde ise konuyu ekolojik sorunlar üzerinden ele aldım. “Beetopia”, pandemi sürecinin başında oluşmaya başladı. Pandemik süreç bize, aklımızı başımızdan alacak hızda gelişen teknolojinin sadece sisteme hizmet ettiğini, insan hakları, sürdürülebilirlik, doğa ve yaşamsal hiçbir pratiğin pek de öncelikli olmadığını deneyimletti. Bu hayal kırıklığı serginin başlangıcı oldu.

Gönül Nuhoğlu, "Factory waste Í", encaustic on AI generated image, 24x 24 cm,2022


Sergi kapsamındaki çalışmalarınız ekolojik ve toplumsal eleştirel ögeler barındırıyor. Ayrıca yeni öneri ve söylemlerde bulunuyor. Nedir bunlar?


“Beetopia”, iklim sorunundan yola çıkan bir sistem eleştirisi aslında. Modernitenin bize dayattığı daha iyi yaşam mottosuna karşılık kaybettiklerimize karşı bir farkındalık kazanmak, doğayla ilişkimizi yeniden gözden geçirmek, kapitalizm ve sürdürülebilirlik, teknolojinin sisteme değil insana hizmet etmesi…


İklim krizi önlenemez bir şekilde gücünü arttırıyor. Ve biz de elimiz kolumuz bağlı şekilde neler olacağını izliyoruz. Bu gidişat bize yeni terimler bile kazandırdı; solastalji, eko-kaygı, ecocide (çevrekırım) gibi. Bu kelimeler gidişatın toplum üzerindeki etkilerini ifade ediyor, siz bu durumun sosyolojik etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?


İklim değişikliğinin temel nedeni, doğanın serbest bir mal olduğu ve dolayısıyla da fiyatının olmadığı yönündeki anlayışın yanı sıra teknolojide yaşanan hızlı gelişimin çevre sorunlarının üstesinden geleceği inancıyla insanoğlunun doğayı evcilleştirdiği, kontrol ettiği algısına kapılmış olmasıdır. İklim değişikliğinin, toplumsal ve ekonomik olarak geri kalmış ülkeler, yoksullar ve dezavantajlı kesimleri çok daha güçlü etkileyeceği kesindir. Toplumsal katmanlaşmada hemen her coğrafyada daha fazla sorunla karşı karşıya olan kadınlar bu sorundan paylarını daha fazla alacaktır. İklim değişikliğinden en az sorumlu olanların, etkilerine en çok ve en ağır şekilde maruz kalması çok da adaletli bir durum değil tabii ki.

Gönül Nuhoğlu, "İceberg Í", encaustic on AI generated image, 24x 24 cm,2022


Sizi kamusal alanda, büyük boyutlu çalışmalarınızla görmeye alışkınız. Galeride, daha sınırlı bir ortamda sergi gerçekleştirmek nasıl bir deneyimdi?


Mekâna özgü işler yapan bir sanatçı olarak mekân benim için bazen fiziksel bazen tarihsel bazen anlamsal olarak işlerimin bir parçasıdır. İlk kişisel sergimi Aya İrini Kilisesi’nde açtım. Daha sonra Yerebatan Sarnıcı ve Sirkeci Tren Garı’nda. Galeride de mekâna uygun hem vitrinde hem merdiven boşluğunda birer yerleştirmem var. Ayrıca galerinin Juma’daki kısmında da mekâna özgü bir yerleştirmem var.

Gönül Nuhoğlu, Conrete city Í, encaustic on AI generated image, 24x 24 cm,2022


Seçkideki çalışmalarınız kapsamında bir ütopya önerisinde bulunuyorsunuz? Bize bu kurgu dünyanızdan biraz bahsedebilir misiniz?


“Beetopia” devam eden bir proje… Üçüncüsünü mayıs ayında Nişantaşı’nda bir galeride açacağım. Arıları referans alan, bireylerin tek ve kusursuz işleyen bir organizma hâline geldiği, barışçıl ve sürdürülebilir bir küresel medeniyet için çalışan, insan haklarının artık kağıt bildiriler değil bir yaşam biçimi olduğu, tüm mal ve hizmetlerin, para, kredi, takas veya başka herhangi bir değişim aracına ihtiyaç duymadan tüm insanlar tarafından kullanılabilmesine olanak sağlayan, dünya kaynaklarını tüm insanlarının ortak mirası olarak kabul eden, savaş, yoksulluk, açlık, borç, çevresel bozulma ve insanların gereksiz ıstırabı gibi asırlık yetersizliklerin yalnızca önlenebilir değil, tamamen kabul edilemez olarak görüldüğü bir kültüre sahip, dişiler tarafından yönetilen egosuz bir dünya düşüdür.

Peki gelecek projeleriniz arasında neler yer alıyor?


Gelecek yıl Nişantaşı’nda bir galeride solo sergim var. İklim değişikliği ve arılarla ilgili bir sosyal sorumluluk projesi geliştiriyorum. Arıcılık eğitimi alıyorum bakarsınız seneye bahçede bir kovanım olur.